Gecenin Tam Ortasi

Kirik dokuk yarali bir yurekten dokulecek belki bir kac cumle.. Bu gece kalemim kagida sen diye kanayacak.Hayatta karsina cikan hic bisey icin sasirmayacaksin diyen anneme simdilerde daha  cok hak vermeye basladim. Dilim mahser yeri, kendimden korkuyorum ruhuma isleyen varligin simdilerde yerini yokluguna birakmaya meyilli. Gulusun miladiydi baharimin, hazan erken coktu gamzelerime. Iyikiler yerini keskelere birakirken, tek dilegim diledigin gibi kalabilmen. Sussam kalbim yanar,konussam dilim. Arafta kalmak dedikleri tamda bu olsa gerek. Ne gidebiliyorum ne kalabiliyorum. Zordayim, tam da gecenin tam ortasinda. Sevmekse sevdim, deger vermekse verdim. Ne dediysen en dogrusunu sen bilirsin dedim. Varliginin hangi sevabimin mukafati oldugunu dusunurken, yoklugunun neyin cezasi olacagini aklima bile getirmedim. Bicak sirti hayalleri, yarim kalan umutlari kursagimdan gecirmeye calisirken sana inat, seninle yasiyorum. Yanlis anlama beni, sitem etmiyorum sana, sadece anlamaya calisiyorum. Bu kadar mi degersizdim? Hic mi bisey veremedim sana? Hic mi gulduremedim gozbebeklerinide bir cirpida gidebildin.Kaniyorum, kopuyor cigerimden ligme ligme bakislarin. Adina ask dedigim bu cehennemde bir ben oluyorum, bir sen oluyorum.Anla beni sevdigim ben ölüyorum..

Oruç tutarken baş ağrınız varsa

 

Beslenme düzeninin değişmesi, uykusuzluk, uzun süre aç ve susuz kalınması gibi birçok neden Ramazan ayında baş ağrılarını tetikleyebiliyor. Ramazan’da baş ağrılarını önlemek için başta tetikleyici gıdalardan uzak durmak ve bir dizi koruyucu önlem almak gerekiyor. Uz. Dr. Hayal Ergin Toktaş, Ramazan’da baş ağrılarını önlemenin yolları hakkında bilgi verdi.

Ramazan’da ataklar şiddetlenebiliyor

Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk sebebi ile birçok kişi sıklıkla baş ağrısı yaşayabilmektedir. Uyku düzenin değişmesi ve uyulması gereken sağlıklı beslenme kurallarına bağlı kalınmaması da Ramazan’da baş ağrılarına yol açan en önemli nedenlerdir. Tüm bu nedenlerle daha önce hiç baş ağrısı şikayeti yaşamayan kişilerde bile bu dönemde baş ağrısı ortaya çıkabilmektedir. Migren tipi baş ağrıları bulunan kişilerde ise daha sık ve şiddetli ataklar görülebilmektedir.

Kan şekeri düşüyor baş ağrısı artıyor

Uzun süreli açlık ve susuzluğun etkisi, kan basıncı değişiklikleri ile birlikte kan şekeri düşmekte ve buna bağlı olarak baş ağrıları oluşabilmektedir. Uzun süreli açlık ve susuzluk durumları migren başta olmak üzere primer baş ağrılarını tetikleyen faktörlerdir; ancak tetikleyici bu faktörler her migren hastasında farklılık gösterebilmektedir. Kısacası her migren hastası açlık ve susuzluktan olumsuz etkilenmeyebilir.

Ramazan’da ceviz tüketmenin faydaları!

 

Ramazan’da bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken kalori miktarı; protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranları değişmez.

dahiliye Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Burcu Raylaz, oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin öğelerini içeren beslenme seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmeye çalışmanın esas hedefimiz olması gerektiğini belirterek, önerilerde bulundu.

 

Oruç tutanların aç kalındığı sürede kendisini güçsüz hissetmemesi, şeker düşüklüğü ve susuzluk hissi yaşamaması için beslenmesinde dikkat etmesi gereken hususlar mevcuttur.

 

Oruç tutanların aç kalındığı sürede kendisini güçsüz hissetmemesi, şeker düşüklüğü ve susuzluk hissi yaşamaması için beslenmesinde dikkat etmesi gereken hususlar mevcuttur.

STRESLE BAŞETMENİN YOLU CEVİZ

Açlık durumunun uzun süre devam etmesi halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, dalgınlık, dikkatsizlik, uykuya meyil, terleme, sinirlilik, hazımsızlık, şişlik, midede ekşime, midede yanma gibi sorunlara neden olur ve iş verimi düşer.

 

Gebelikte ajerli ve astım hastalığı

 

Hamilelik döneminde hem kendiniz için hemde bebeğiniz için yaptığınız ve kullandığınız ilaçlara dikkat etmeniz gerekiyor. Alerjik bir hastalıkla yada astım hastalığıyla mücadele ediyorsanız, hamilelik döneminde yapmanız gereken tüm işlemleri uzmanlar…

Hamilelik döneminde hem kendiniz için hemde bebeğiniz için yaptığınız ve kullandığınız ilaçlara dikkat etmeniz gerekiyor. Alerjik bir hastalıkla yada astım hastalığıyla mücadele ediyorsanız, hamilelik döneminde yapmanız gereken tüm işlemleri uzmanlar açıklıyor.

Hamilelikte Astım ve Alerji

Bebeğin sağlıklı doğması, anne adayının sağlığına bağlı. Hamilelik döneminde en sık karşılaşılan akciğer hastalığının astım ve alerjik sorunlar olduğu belirtiliyor. Araştırma sonuçlarına göre hamilelerin, yaklaşık üçte birinde astım ve alerjiyle ilgili problemler artış gösteriyor, üçte birinde değişmiyor, üçte birinde ise iyileşiyor. Bu nedenle anne ve çocuk sağlığı açısından hamile kalmadan önce yaptırılacak testler büyük önem taşıyor.

Astım ve alerjik problemi olan kadınların hamilelik öncesinde gerekli alerji testlerinin yapılmasının şart olduğu söyleniyor. Böylece hastanın duyarlı olduğu alerjenlere karşı duyarsızlaşma yapılarak hamilelik sırasında oluşabilecek krizlere karşı önlem alınabilir. Bu işlem hamilelik sırasında da yapılabilir. Ancak aşırı bir reaksiyon oluştuğu taktirde bu bebeğe de zarar verebilir. O nedenle hamilelik öncesinde yapılmasında ve bununla ilgili kayıtların iyi
tutulmasında fayda vardır.

Hamilelik döneminde ilaç kullanımı

Hamilelik döneminde güvenilirliği kanıtlanmamış hiçbir ilacın kullanılması önerilmiyor. Hamilelik döneminde astım ve alerji açısından en sık beta-mimetik ve steroidlerin aerosol formlarının kullanıldığı belirtiliyor. Beta mimetikler anne kalbinin düzensiz çalışmasına neden olabilir. Steroidler annede oral pamukçuk yapabilir. Her iki grup ilacın da bebek üzerinde belirgin bir anomaliye yol açtığı gösterilememiştir. Steroidlerin hayvan deneylerinde fetusta yarık damağa yol açabileceği saptanmış. Ancak insan fetuslarında ise bir sorun oluşturmuyor. Hamilelikte kullanılacak diğer astım ilaçları antikolinerjikler ve tefilindir.

Kalıtım faktörü

Birçok hastalıkta olduğu gibi astım ve alerjide de kalıtım faktörünün rolü olduğu biliniyor. Astım ve alerji hastası hamile kadınların çocuğuna da aynı hastalıkların geçme ihtimali bulunuyor. Hamilelik sırasında bunu engellemek için henüz yapılacak bir şey olmadığı belirtiliyor. Ancak, bir anne babanın alerji öyküsü bilinirse ve göbek kordonunda Ig E miktarı saptanırsa dış alerjik etkenlere karşı önlem alınabilir.

Alınabilecek önlemler

Pek çok hastalığın nedenleri arasında olduğu bilinen sigara içilmesi, genetik bir özellik olmadığı için anne karnındaki bebeğin alerji hastası olmasına yol açmıyor. Ancak, anne adaylarının gebelik döneminde yoğun sigara içmeleri düşük riskini artırıyor.

Hamile kadınların hem kendileri hem de doğacak çocukları için alabileceği birçok önlem bulunuyor. Evde özellikle çocukların odasında toz ve küf bulunmaması gerektiği belirtiliyor.
Kürklü hayvan, hava da oluşturacağı parazitler de alerjik etki yapabilir. Halı, yün ve deri giysiler, klima alerjiye ortam hazırlayabilir. Ayrıca, solunumu olumsuz etkilediği için, evde sigara içilmemeli ve virüs hastalıklarına karşı önlem alınmalıdır.

Her anne adayının kendi özelliklerini bilerek davranmasının önemine değinilerek; Anne adaylarının, daha önce yaptırdıkları duyarlılık testleri ya da kendi deneyimleriyle belirledikleri alerjen besinlerden uzak durmaları isabetli olur. Bebek doğduktan sonra, alerjik bünyeli anne, emzirme sırasında, yumurta, süt ve fıstık gibi majör alerjenlerle beslenmemelidir. Bebeğe katı gıdalar en erken 6 aylıkken verilmelidir.

Yazar : Prof. Dr. Umur Çolgar, Kadın Doğum ve Hastalıkları

 

 

Fazla Uyku Zararlı Mı

 

İnsan hayatı için en az yemek ve su kadar değerli olan uykunun son derece önemli olduğunu söyleyebiliriz. Yoğun tempo altında çalışan kişilerin gerek bünyesi gerekse de beyin kasları zayıf düşerek kendisini yorgun hissetmektedir. Çoğu kişi hem stres hem de yorgunluktan bir an önce kurtulabilmek adına ise en iyi çözüm yollarından birisi olan uyku yoluna bir an önce başvurmaktadır. Stresi azaltıp beyin kaslarının da dinlenmesine en iyi şekilde yardımcı olmaya çalışan uykunun mutlaka mümkün olduğunca düzenli bir şekilde her gün alınması sağlık açısından da büyük önem taşımaya başlamaktadır. Vücudun daha dinç kalmasına ve hafızanın da kuvvetlenmesine de çok büyük fayda sağlayan uykunun çok alınması da her şey de olduğu gibi uykuda da fazlasını zarara dönüştürür. Özellikle uykuyu fazlası ile seven kişilerin son dönem de en çok merak etmiş oldukları konuların başında ise fazla uyku zararlı mı soruları gelmektedir. En az uyku eksikliği kadar fazla uyku uyumak vücudun sağlık dengesini bozacak olan faktörlerin başında yer almaktadır. Çok fazla uyku insan vücudu için hiçbir şekilde gereklilik arz etmediğinden dolayı her insanın günlük periyot içerisinde uyku oranına dikkat etmesi de gerekmektedir. Zihnin dinlenmesi ya da bedenin rahatlaması açısından kişinin illa ki uyumasına gerek yoktur. Sessiz sakin bir ortamda bir süre kadar dinlenmek bile hem bedenin hem de kişinin zihninin de en iyi şekilde dinlenmesine yardımcı olacaktır. Özellikle uykunun 10 saat ve üstü şeklinde uyuması da genç yaşta ölüm oranlarının artmasına neden olabilecek faktörlerinde arasında yer arıyor. Uykuyu çok fazla aldığınız zaman sizi daha fazla donuk yapacak ve enerjik halinizden de erser kalmamış olacaktır. Üstelik tüm bunların yanı sıra fazla uyku uyumak zamanın boşa gitmesine de neden olabilecek en büyük etkenlerin başında yer almaktadır.

Günde Ne Kadar Uyulmalı?

Günde maksimum ne kadar uyumalıyım diyorsanız sizin için en yeterlilik seviyesinin 8 saat olduğunu söyleyebiliriz. Tabi ki bu durum yaşlılar da 6-7 saatlere kadar düşürülmelidir.

Erkek ve Bayanlarda ki Cinsel Sağlık Problemleri

Ücretsiz Mobil Chat Odalarına Giriş
Ücretsiz Mobil Chat Odalarına Giriş

Ülkemizde artık hem bayanlarda hem de erkekler de en sık görülen sağlık tehditlerinin başında cinsel sorunlar geliyor. Bu durum çiftlerin birlikte ilişkiye girmelerini de engelleyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Sağlığın günden güne artış göstermesi insanlarında hem psikolojik açıdan hem de biyolojik anlamda daha kötü sorunlarla karşı karşıya kalmasına da neden olacaktır. Cinsel sorunların en kökten nedenlerine göz attığımız da ise daha çok bedensel faktörlere bağlı bir durum olduğu da çok kolay anlaşılmaya başlanmıştır. Hem bayan hem de kadınlar da son dönem de fazlası ile görülen cinsel problemler için gerekli tedbir ve tedavi yollarına başvurulmaması halinde ise ciddi vakalarla karşı karşıya kalabilmek de son derece mümkün olacaktır. Özellikle bayanlarda ailevi baskı altında yetişen kişiler de bu tür sorunların ise daha sıklıkla yaşanmış olduğunu da söyleyebiliriz. Aynı zamanda cinsellikle ilgili olarak kötü bildirimler ve yanlış yönlendirmeler bile zaman içerisinde cinsel hastalıklar gibi sorunlarla karşılaşmanızı sağlayacak en büyük nedenlerin arasında bulunuyor.
Kadınlar da özellikle meydana gelen en büyük bu tür cinsel sağlık sorunları içerisinde ise cinsel isteksizlik, orgazm olamama, cinsel tiksinti gibi durumlar yaşanmaktadır. Aynı durum en az bayanlar da olduğu kadar erkeklerde de fazlası ile görülmektedir diyebiliriz. Yetişkin erkeklerin dinsel problemlerini kolay yoldan kabullenmesi kadınlara oranla daha zor bir durumdur. Bu sebeple mutlaka cinsel tedavi yollarına başvurularak bu konuda destek alınması gerekmektedir. Aksi takdirde istenen durumlar yaşanmaz ve hastalık daha fazla ilerleme kat ederse o zaman hastalığın önüne geçmekte zor olabilir. Tüm bunların yanı sıra yaşamış olduğunuz bu tür sağlık problemleri hem kadının hem de erkeğin birbirlerine olan yakınlık duygusunu da günden güne azaltmaktadır. Üstelik böyle bir durum yaşandığı zaman da cinsel soğukluk meydana gelecek ve çiftler birbirlerine karşı soğumaya başlayacaklardır. Bu sebeple gerekli tüm önlemlerin alınması ve tedavi yollarına da vakit kaybı yapılmadan bir an önce başvurulması da son derece önemli olacak faktörlerin de başında yer alıyor

Hafızamı Nasıl Kolay Güçlendirebilirim?

Mobil Sohbet
Mobil Sohbet

Kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere iki ana sınıfa ayrılan hafıza, depolanmış bilgilerin yeniden beyne geri çağrılmasına da yardımcı olur. Hafızanın gerilemesi özellikle yaş seviyesinin ilerlemesi ile birlikte artık en fazla görülen durumlarında başında yer alıyor. Baktığımız da erkeklerde ki testosteron bayanlarda ise östrojen seviyesinin düşmesi ile birlikte zaman içerisinde hafıza kayıpları yaşanmaktadır. Bu durum bakıldığında ise insanlar açısından can sıkıcı bir durum olarak göze çarpmaktadır. 50 yaşına kişinin gelmesi ile birlikte beynin ön kısmında yüzde 2 oranında ise küçülmeler meydana gelmektedir. Bu tür küçülmelerin de yaşanmaması adına mutlaka hafızayı güçlendirmeye yardımcı olacak ve beynin yeniden dinamikleşmesini de sağlamak gerekir. Özellikle hafızamda pek fazla tutamıyorum ve bazı şeyleri çok çabuk unutuyorum diyen kişilerin şikayetlerini de çevremiz de oldukça fazla duyabilmekteyiz. Böyle sorunlarla karşı karşıya kalan kişiler de Hafızamı Nasıl Güçlendirebilirimarayışı içerisine bir an önce girmeye de çalışmaktadır. Hafızayı yeniden güçlendirmek adına günümüz de artık en sağlıklı yolların başında her bir besin kaynağından dengeli bir şekilde beslenmek gerekiyor. Çoğu kişi hafızayı güçlendirmek için şifalı bitkiler araştırması içerisine girerken aslında bu durumun çok yanlış bir yol olduğunu da söylemek isteriz.
Bu sebeple siz siz olun böyle araştırmalar yapmak yerine size fayda sağlayacağını bildiğiniz sağlıklı besinleri dengeli bir şekilde tüketmeye çalışmalısınız. Hafız güçlenmesi için uyku oldukça şart olan bir diğer önemli faktörlerin arasında yer alıyor. Özellikle az uyku uyuyan kişiler de bu tür hafıza kayıpları ya da her şeyi kolay hatırlayamama durumları oldukça sık görülen sorunların başında yer alıyor. Hafızayı güçlendirmeye oldukça iyi gelen besinlerin yanı sıra vitaminlerinde daha çok C ve E vitamini olduğunu söyleyebiliriz. Günlük yaşantınız içerisinde fırsat buldukça C ve E vitaminlerini almanız hafıza kayıpları gibi sorunlarınızın ortadan kalkarak hafıza güçlenmesine de en iyi şekilde katkı sağlamaya başlayacaktır. Özellikle vitamin içerisinde yer alan antioksidanlar beyinde ki zararlı maddeleri bir an olsun temizleyerek beynin daha fazla gelişim göstermesine ortam hazırlıyor.

20’lik Diş Ağrısından Nasıl Kurtulunur?

Kolay çürüyebilen özelliğe sahip olan 20’lik dişlerin ağrı şiddeti diğer dişlerinize oranla daha fazla olur. Üstelik dişte ki ağrının yanı sıra diş etinde iltihaplanma gibi sorunların da ortaya çıkmasına neden olur. Bu sebeple doktorların pek çoğu da artık 20’lik dişlerin bir an önce çekilmesini tavsiye etmektedir. Aksi halde istemeden iltihaplanma ve şiddetli ağrı gibi sorunlar ile karşı karşıya kalabilmeniz de muhtemel olacaktır. En sinir bozucu rahatsızlıkların başında yer alan 20’lik diş ağrısı için sizlerde birkaç çözüm yöntemlerine başvurduğunuz takdirde ise size fazlası ile rahatsızlık veren bu tür sağlık sorunlarınızdan da bir an önce kurtulma şansına sahip olacaksınız. Ağzın en arka kısmında yer alan 20’lik diş çok fazla ağrı yapmakta hatta uykusuz günlere adım atmanıza bile neden olmaktadır. 20li yaşlara giren kişiler de görülen bu tür sorunlardan en kısa süre zarfında kurtulabilmek adına en iyi çözüm yollarından birisi de dişin çekilmesi olacaktır.
Karanfil yağı diş ağrılarınızı belirli bir süreye kadar dindirmeye en etkili çözüm yöntemi olarak bilinmektedir. Bir süreye kadar dayanılmaz bir hal alan diş çürükleriniz ve ağrılarınıza karşı karanfil yağını kullanmak akıllıca bir yol olacaktır. Aktarcılardan rahatlıkla bulabileceğiniz bu yağı ağrı yapan 202lik diş üzerine pamuğa döküp koyarak ağrı şiddetinin biraz da olsa azalmasını en iyi şekilde sağlayabilirsiniz. Ağrıyan dişler için ise kesinlikle Aspirin gibi ilaçların tüketilmemesi gerektiğini söyleyebiliriz. Çünkü diş sağlığının daha fazla bozulup ağrının da istem dışı daha fazla artmasına neden olabilecektir. Her ne kadar karanfil yağı diş ağrısında ki şiddetin azalmasına yardımcı olsa da sürekli eğer diş ağrılarınız devam etmeye başlıyor ise daha fazla acı çekmeden uzman bir doktora görünmenizde de fayda olacak. Bu sayede diş ağrılarınıza neden olan 202lik dişleriniz uzman kontrolünde çekilerek ağrının ortadan kalkması sağlanacaktır. 20’lik diş ağrısı nasıl geçer artık bu tür ağrılara maruz kalan insanlarında araştırdığı konuların arasında yer almaktadır. Fakat en iyi tedavi yolu dişin bir an önce çekilmesi olacaktır.

Kalp ameliyatı öncesi kolesterol ilaçları nasıl kullanılmalı

Yeni yapılan araşırmanın sonuçlarına göre, kolestorel düşürücü ilaç alan kalp hastalarının, ameliyat oldukları dönemde kolesterol ilaçlarına devam etmeleri, hayatta kalma şansını artırıyor.

Araştırmanın yazarlarından Dr. Wei Pan, Bulgularımıza dayanarak, hastalara statin türü kolesterol ilaçlarını ameliyat gününe kadar kullanmalarını öneriyoruz” dedi.

Statin grubu kolesterol ilaçları, Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok reçetelenen ilaçlardan. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezlerine göre, 40 yaş üstü dört Amerikalıdan biri statin kullanıyor.

Yeni çalışmada, Dr.Pan ve ekibi, koroner arter cerrahisi geçirmiş 3.000’den fazla hastayı inceledi. Çalışmanın sonuçları, operasyondan önceki 24 saatte statin türü kolesterol ilacı alanların, 30 gün içinde tüm nedenlerden ölüm oranının, yaklaşık yüzde 2 olduğunu gösterdi. Ameliyatlarından 24 ila 72 saat öncesinde statin kullananlarda ölüm oran yaklaşık yüzde 3 olarak görüldü. 72 saatten daha önce ilaçlarını alanlarda ise ölüm oranının yüzde 4’ün biraz altında olduğu tesbit edildi.

Çalışma, The Annals of Thoracic Surgery dergisinde yayınlandı.

Dr. Pan, verdiği röportajda “Hastalar sıklıkla haplarını ameliyat gününde almayı unutuyorlar ya da belli ilaçları durdurmaları söyleniyor. Bu çalışma, kalp ameliyatından bir gün önce bile statin kullanılmamasının ölüm riskini artırabildiğini gösteriyor.” dedi.

Araştırmacılar, yapılan çalışmanın, statin grubu ilaçların ameliyat öncesi zamanlamasını araştıran ilk çalışma olduğunu belirttiler.

Çalışma, statin kullanan hastalarda, düzenli ilaç kullanımı ile artmış sağkalım oranları arasında bir bağlantı bulsa da, neden-sonuç ilişkisini kesin olarak gösterememiştir.

Kaynak: Medlineplus.gov